Hakkımda

1982′nin Ağustos’unun 14 ünde Dünya’ya Merhaba Demişim ( üff Ne Kadar Çok Apostrof Kullandım be:) )
Sonrası Malumunuz işte, 7 sene kadar boş boş gezdikten sonra. Annem ile babam demişlerki bu oğlan boş gezmesin bi okula neyim yazdılarım demişler ve Mahalle Mektebimize yerleştirilmişim Ahmet Hamdi Tanpınar İlk Öğretim Okulu Adı Altında Eğitim veren bu okulda 5 senemi geçirdikten sonra ki o dönemlerde 8 yıllık zorunlu eğitim diye bir zorunluluğumuz yoktu isteyen 5 sene okuduktan sonra direkt hayatın tozlu yollarına kendisini bırakabilme özgürlüğüne sahipti fakat 11 yaşında ki bir çocuk ne kadar özgür ise işte o kadar özgürdüm bende. Ve nihayetinde ben ilk öğrenimimi bitirmeden 1-2 sene evvel yapımına başlanan orta öğretim kurumunun 2. dönem kayıtlı öğrencisi olarak kaydoluverdim mahalle mektebimizin 2. bölümüne :) ( Ne bileyim ßende Yazmak isterim işte şurdan mezun olduktan sonra rüştüye mektebine kaydoldum ve oradan askeri okula gidip asker oldum falan filan diye ama, o zamanlar savaşa hayır naraları pek bi revaçta olsa gerek ki bizim aileden hiç kimse beni asker etmeye yanaşmadı hoş zaten ilerleyen zamanlarda 15 aylık askerlik vazifemi yerine getirerek kısa süreliğine de olsa asker olma hazzını tatmış bulundum ama insan aç gözlü bişey buldumu bulası geliyor işte)

İşte sonrası lise ki lise ye başlamam tamamen komdiden öte bir durum… Annem bekçiye sorar:burada ne yetişir?
Bekçi Cevap Verir:
(Patates Sovan Diycek Haliyo ki Annem O Dönem hiç Espri Kaldıracak halde de değildir) Muhasebeci çıkartıyor bu okul hanım anne der.

Annem herhald Muhasebecinin sonunda ki ci ye tav olmuş olsa gerek ki kapı kapı ticaret lisesi dolaşmaya başlar… hoş bende saf köylü delikanlısı edasıyla bana ne okuycan len diyenlere kasıla kasıla Muhasebe diyordum ama bende okula başladıktan sonra anladım bu muhasebenin ne menem bi halt olduğunu… neyse geçmişe mazi :)

lise bitti, yüksek okul okumaya niyetlendim ama niyetle olmuyormuş o iş bit on borç ile geri geldim sağlık olsun sonradan kafam dank etti etmesine ama adım bir kere lekelendi üzünç bir durum fakat beni bilenler benim sadece o 1,5 seneden ibaret olmadığımın da farkındadırlar ki ben o 1.5 seneyi aklımdan sileli çok uzun bir dönem oldu…

sonra dedim ki belge istiyolarsa belge almam lazım düşüncesiyle, kendimi bir bilgisayarlı muhasebe kursunun içine attım ve başladım harıl harıl çalışmaya (yalan ne çalışması zaten çevremdekileri çalıştırmaktan kendim çalışmaya fırsat bulamamıştım :) ) Neyse kursu Logo Klasik Serisi ve Link Programları yüzünden 100 üzerinden 91 ortalamayla bitirip kurs birinciliğini ve dolayısı ile cillop gibi cep telefonunu elden kaçırdıktan sonra elimde 91 ortalamalı kurs belgesiyle kapı kapı iş aradım bir dönem ama hayır işveren inatçı ama ben ondan da inatçı ( inat bazen işe yaramıyor hala muhasebeci olamadım :) )

sonra askere gittim o dönem. hani işsiz gezeceğine askerliği aradan çıkart nidalarına dayanamayaraktan… yaptım geldim paşalar gibi ben askerdeyken düştü düşecek söylentileri vardı merak ediyorum hala öyle bir söylenti mevcut mu :)

askerde photoshop ile tanıştım ama sadece tanıştım, çok soğuk bir yüzü vardı pek sevmedim o dönem paint daha bir hoşuma gidiyor du ince ayar gerektirmiyordu seçimlerini ya kare olarak yada daire şeklinde yapabiliyordun nemli havada cama hohlamış efekti verme durumu yoktu ve en önemlisi o dönemler açık kaynak denen muhteşemlikten bihaberdim bir de microsoft u ve sahibi Bill amcayı pek bi severdim…

Biri Kanıma girdi 3ds max öğrenmemi tavsiye etti tavsiyesini dinledim.. öğrendim ama evimde pc olmadığı için unuttum :)

2006 yılına doğru bir pc aldım evime işimi görcek biçimde… ve 1 sene kadar Knight online denen o berbat ve berbat olduğu kadar da bağlayıcı oyunu oynadım… başta bufçuluk yaptım, sonra baktım hileciler her girdiğim apostle deru wish slotuna salça olmaya başladı bende hileci oldum, ve en son karakterimi 2006 eylülün de 66 lvl de iken banlattım :) ( aramızda kalsın ban açılırsa oyuna yeniden dönebilirim :)

sonra dedim ki pekala ben bu max i yeniden öğrenmeye çalışabilirim ßu sefer elimin altında gayet iş görür bir pc de mevcut kasmadan yavaş yavaş öğrenmeye çalıştım, 3 tane max kitabı aldım, onun yanında içinde 3ds max geçen bütün forum sitelerine üye oldum :)

sonra max biliyosan doku kaplama oluşturmak için az biraz da photo shop bilmen lazım gelir dediler ve photoshopa da daldım… Tuhaftır, askerde ki kadar soğuk gelmedi bu seferki karşılaşmamız ama programı açmam ile kapatmam yine bir anda oldu gibi :) bir kaç başarısız denemeden sonra haliyle kapattım programı. Bir gün tesadüf eseri bi abiden öğrendim en çok merak ettiğim şeyi ve birşeyin de farkına vardım: Ben photoshop ile iki resmin birleştirilip opacity değerleri ile oynanıp bazı efekteler verildiğini zannederken çok ama çok yanılıyormuşum… neyse işte merak ettiğim bir kaç şeyi öğrendikten sonra artıkeskisi kadar zor gelmemeye başladı bu photoshop,

Birde şu gerçekle yüzleşmem gerekti ki çok acı bir deneyimdi benim için… Asıl mesele programı öğrenmek değil, programı hayal gücünüze entegre edebilmektir yada hayal gücünüzü programa entegre edebilmektir ki sanırsam 2. si doğru olacaktır, hayal gücünüz bütün programlar için birer plug-in vazifesi görüyor bence…

Neyse Kısa Yazacaktım uzun oldu,
Bu aralar photoshop cs3 ü inceliyorum ve cs2 9 versiyonuna göre seçim araçlarında büyük bir ilerleme kaydedilmiş diyebilirim :)

Yorum Yapın