‘Kategorilenmemiş’ Kategorisi için Arşiv

Merhaba Dünya!

Mart 27, 2008

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Mutlu Olduğunu Mu Zannediyorsun?

Kasım 29, 2007

SEN……

Şimdi mutlu olduğunu mu zannediyorsun?
Sen mutluluğun ne olduğunu asla bilemeyeceksin,
Hayatın boyunca attığın iftiranın cezasını çekeceksin.
Yediğin her lokmada, aldığın her nefeste, attığın her adımda,doğan her güneşte, Bunların bedelini ödeyeceksin..
Pişman olacaksın,dönmeye çalışacaksın
Ama beni içine attığın karanlığın kör kuyularında kaybolacaksın.
Sesleneceksin ama sesini duyan olmayacak,
Ağlayacaksın ama gözyaşını silen olmayacak!
Tek çaren ölmek olacak
Ama senin ne cennette ne cehennemde yerin olmayacak!!!
Yerin yok ki bu dünyada
Toprak bile kabullenmez seni..

Ben her aklına geldiğimde,
Hayalinde masum gülümsemem olacak,
Sen ise,
O gülümsemeyi her gördüğünde kanlı gözyaşları dökeceksin
Kim bilir,
Belki rüyalarına bile gireceğim
Sen o rüyalardan uyanmak istesen de uyanamayacaksın..
Anla artık sen beni, ben istemediğim sürece unutamayacaksın.!
Her şeyin bedeli vardır ya,
Sen bu bedeli her iki dünyada da ödeyemeyeceksin.
Yalan ve aldatmalarla kurduğun dünyanda
Asla huzur bulamayacaksın!

O Gün Bugün!!!

Kasım 26, 2007

Yıllar çok şeyler götürmüş
gençlikten ötesiydi giden
hala gençti insan kendince
giden; umutlardı yarınlarıma dair…
hayallerdi boğulan dipsiz kuyuların
diplerinde… (dahası…)

Sahibinden Az Kullanılmış… ve (…)

Kasım 24, 2007

İnternette satabileceklerinizin sınırı nedir? Hiç düşündünüz mü? Aklınıza bazen uçuk kaçık fikirler gelmiyor mu? Aslında benim bazen geliyor. Benim dışımda başka insanların da aklına geliyor olmalı ki, bu konu gazeteye haber olmuş durumda :)(dahası…)

Benim hala umudum var…

Kasım 14, 2007

 Yine eski saçmaladıklarımdan birtanesi. Bazen tuhafıma gidiyor olmakla beraber, güzel de yazmışım diyorum. İlk yazdığım anda bana saçma sapan bir düzyazıdan ibaret görünenler, bir süre sonra okuduğumda ortaya çıkarılmış nadide eserler gibi görünebiliyor… (dahası…)

İlk Defa Mimleniyorum Güzel Birşeymiş :)

Kasım 8, 2007

Geçtiğimiz pazar günü banaanlat blog’unun sahibi arkadaş tarafından mimlenmişim. Açık söylemek gerekirse, mimlenmek güzel birşeymiş yahu. Ama mimine geç cevap verdiğim için arkadaşımdan özr dileyerek, mim konusuna geçeyim.

Efendim diyor ki mimde ”seni en iyi anlatan şiir yada dörtlük” eskiden şiir yazan yada

yazmaya çalışan birisi olarak ilk önce aklıma şiiri kendim yazmaya karar verdim.

Sonra düşündümde, kimse kendisini olduğu gibi anlatamaz ki. Ve Necip Fazıl Üstadımızın bir

beyitini kullanmaya karar verdim

Diyor ki Üstad :

Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…

Ne de güzel söylemiş, gerçi benimkisi otuz değil yirmialtı olacak ama neyse, 4 seneden bişey

olmaz :)

Şimdi mim için karşı pas atma zamanı, birinci pas elimkolum blog’un sahibi arkadaşıma

gelsin, ikinci pas ise zirveclub’e haydin iyi mimlenmeler…

Kırılma noktasına yaklaştım. Şimdilik çatlıyorum.

Kasım 3, 2007

Boğuluyorum, damarımdan içeri giren sinsi değil ama benim sinsi zannettiğim sigara dumanını derin nefesler dahilinde vücuduma entegre ederken. Ve bütün olan bitenin bir beyin yıkama politikasından  ibaret olması düşüncesi vede umudu hiç bitmek tükenmek bilmez bir hal almaya başladı beynimin düşünce yetisi verilmiş bölgelerinde. Ve bir umut dolu yakarış oluyor her düşüncem, çığlık çığlığa çırılçıplak boş bir sokakta amaçsızca bir koşuşturmacanın içinden kurtulma umudumu yansıtıyor.

 Kelimelerden de nefret etmeye başladım, ama kullanmaya mecburum galiba. Kanım kaynıyor, fokur fokur, sanki su gibi 100 cantigrat dereceye ulaşmış ta tıpkı civanın termometreyi patlatırcasına en yükseğe ulaşması çabasındaymışcasına, bir hareketlilik. Kelimelerden nefret ediyorum, ama kullanmak zorundayım galiba. Sinirlerim yok artık, yada ben öyle zannediyorum. Tepkisizliğimin doruklarındayım son zamanlarda. Çatlamakla yada eski çatlaklarımın sınırlarını genişletmekle meşgulüm. Donuyorum, olduğum yerde duruyorum, her hareket ettiğim sürelerce, yürüdükçe sabitleniyorum, durdukça yürüyorum ve sorunsallarımın içeriği hakkında en ufak  bir fikre dahi kapılma ihtiyacı hissetmiyorum.

Kırılma noktasına yaklaşıyorum, ama şimdilik ben çatlaklarımla uğraşıyorum. tıpkı patlamak için gün sayan yada can atan volkanik bir oluşum gibi hissediyorum. Tutuyorum kendimi, patlamıyorum.

Yeni PageRank Değerlerimiz Hayırlı Olsun…

Ekim 27, 2007

Yaklaşık 90 gün önce çıkmış olduğum bu blog yolculuğunda, aslında google amcanın bana bu kadar yüksek bir değer verebileceğini hiç tahmin etmezdim. Ama sağolsun gogul amca ben PageRank değerimi 1 olarak hesaplarken ki hesaplamada ki acemiliğimi de hesaba katarsak yanlış yada doğru, bana PageRank 3 değerini layık görmesi pek bi hoşuma gitti.  İşin aslına bakarsanız, eve öğlen gibi girip bilgisayarımı açtığımda, sabahtan beri bugün günlüğüme yazmayı planladığım yazının taslağını kafamda oluşturmaya başlamıştım fakat tam olarak ne tür bir yazı olacağını kestiremediğim için, pazar günü işyerinde ayrıyetten bir çalışma yapıp doğru ve yanlış bilgilerimin arasından, gerekli olanları, günlüğüme yerleştirme kararı aldığımı tam kendi kendime itiraf ediyordum ki; yan bloklarımdan en sağda olanında bulunan istatistik bilgisinde ki, 3/10 ibaresi dikkatimi çekti. İlk olarak bir gözlerimi oğuşturup tekrardan  baktım. Tabiiki belki aşırı tepki vermiş olabilirim sonuçta dünya yeniden kurulmuyor yada başıma yıkılmıyordu fakat, bir şekilde insan ödüllendirildiğini hissediyor. Hatta ilk başlarda bu PageRank değerinin Google Dance diye tabir edilen Pr güncellemelerinde sık karşılaşıldığını duyduğum bir durum olduğundan şüphelendim ama sonradan bazı bloglarda da PageRank değerlerinin yeniden atandığını okuduktan sonra artık kesin olarak sanal alemde ki günlüğümün PageRank değerinin 3 olduğu kanısına vardım. Bu benim için gerçekten büyük bir gelişme. Nasıl olduğunu anlamadım ama, galiba içeriğimde ki alıntı sayısının az olması ve alıntılarında link ile belirtilmesi ve google amcanın özgün içeriği forum mantalitesinden daha fazla sevmesine bağladım ben durumu. Kaldı ki okuduğum çoğu blog yazarının konuyla ilgili makalelerinde bu ibare mevcuttu “Ne yazarsanız yazın sizin olsun, özgün olsun” elimden geldiğince hem kendim hemde benimle birlikte günlüğümde yazı yazan 2 abim özgün içerikte çok titiz davrandık sanırsam -ki ben kendi adıma eminim-. Gerçi ilk başlarda bi kaç acemiliğimiz olmuştu onu da geriye dönük olarak telafi ettiğimizi düşünüyorum. (dahası…)

Galiba Reklama Gereğinden Fazla Yer Verdim…

Ekim 20, 2007

Son zamanlarda blogum da ki görüntü kirliliğinden aşırı derece de rahatsız olduğumun farkına vardım. Sonradan düşündüm de beni bu kadar rahatsız ediyorsa bu görüntü kim bilir ziyaretçilerimi nasıl etkiler. Hoş öyle ahım şahım bir ziyaretçi kitlem yok fakat bakıldığı vakit  3 aylık bir zaman zarfın da yaklaşık 5000 ziyaret gerçekleştirilmiş. Bunun kaçı tekil kaçı çoğul bilemeyeceğim. İşin kötüsü şu an için tekil ve çoğul ziyaretçi arasında ki farkı da biliyor değilim. Ama en kısa zamanda öğreneceğimi taahhüt ederim.

Gelelim farketmiş olduğum göze kötü gelen ve bembeyaz Blog’umu kire bulayan özelliklere. başlıkta galiba dedim ama evet kesin bir dille söylüyorum ki reklam olayını abarttım. Artı temam aslında benim çok hoşuma gitmesine rağmen kendime ait birşey olmadığı için pekte içime sinmiyor açıkçası. Sonra istetistiklere de ağırlık vermeyi düşünüyorum. En azından varolan istatistiki bilgilerimin yanına tekil ve çoğul ziyaretçilerimin sayısını da belirtebilirim. Aslına bakılırsa blog’umu ilk açtığımda Pagerank olayına çok önem veriyordum. Sonra sonra ne kadar fazla toplist, dizin vb yerlere kayıt oldukça sitenin footer denilen alt bölgesinin gereksiz bir kirliliğe bulaştığını farkettim. Mevcut linklerimi düzenleyip artık sadece bağlantılar alanımın adını tavsiye ettiklerim olarak değiştirip hiç bir karşılık beklemeden beğendiğim günlüklere link vermeyi planlıyorum. Kimbilir belki başkaları da benim günlüğümü beğenir de karşılık beklemeden link verir bana :) Benim algılayabildiğim blog mantığında ki link değişimi durumları da bu şekilde olması gerekmektedir aslınd. Tabii ki de bu benim kişisel fikrim. (dahası…)