‘Erhan Alkaya’ Kategorisi için Arşiv

KOSAVA Bağımsızlığını ilan etti

Şubat 22, 2008

    Kosava’nın bağımsızlığını tanıyan 2. ülke olduk yanlıs hatırlamıyorsam. Neden bu kadar acele ederiz bir türlü anlam veremiyorum. Bir taraftan Rusya devlet baskanının bunca zamandır KIBRIS’TA bir Türk devletinin oldugunu tanımamasına rağmen, kalkıp bunca yıldır tanımadınız, Kosava’yıda tanıyamassınız demesimi; yoksa Kosava’nın tanıyan ilk ülke olan ABD en iyi çözüm çözümsüzlüktür den yola cıkarak zaten karmakarısık olan dünya devletlerini 3, dünya savasının esine getirme cabalarımı_? (dahası…)

Tavsiye “NEWBİ”

Şubat 18, 2008

Lost 4. sezon

Şubat 17, 2008

ÖMRÜMÜN SONBAHARI

Eylül 23, 2007

  Mevsimlerden en çok sonbaharı severim,bilmemki neden.Etraf yağmur çamur ,kapkaranlık; Gelin görün ki benim içim herzamankinden daha bir kıpır kıpır.Belki sonbahar da doğmus olmamdır yada yağmuru sevmem ,yalnızlıktan da hoslandığım söylenebilir.Haklısınız ağaçlar yapraklarını dökmeye basladımı sehrin üstüne kara kara bulutlar dolaşmaya basladımı insanın içi kararır.Ama ne ileyim ben başka bir severim sonbaharı ,her başlayan seyin bir sonu her biten şeyin de bir baslangıç olduğunu bildiğimdenmidir bilmem.

    Bügün yağmur vardı Bursa’da ,gecenin bir yarısı yürüme şansı buldum sokaklarında.Özlemişim,belli oda beni özlemiş.Dolaştım durdum demek isterdim ama malesef pek fazla uzun sürmedi kucaklaşmamız.Uzun zamandır ayrı fakat hiç ayrılmamış iki sevgilinin karşılasıp daha çok havadan sudan konuşması gibiydi.Dedim ya çok özlemişim.Ayrılırken o beni bırakmak istemedi kapının önünden ne yalan söyliyeyim ben onu hiç bırakmamıştım.

   Eve gelip oturdugumda bilgisayarımın başına uzun zamandır pek çok sey yapmadığım geldi aklıma.Dedimya sonbaharı cok severim; sonbahar benim  rüzgârla tüm şehri dolaştığım mevsimdir.İlk gazetelerin güncel haberlerine baktım ,sonra vazgeçtim herzamankinin biraz lacivertiydi nasıl olsa.Sonra Ali Poyrazoğlu  geldi aklıma ,gece köşeyazısını okuma fırsatım olmustu.Ben özür dilerim kendi adıma, utandım ,sıkıldım şimdiye kadar birkere bile tiyatrosuna gidip seyretmediğim gibi bir kitabını bile alıp okumadığım için.Derken televizyonda  Sunay Akın çıktı karşıma, oyuncak müzesinde buldum kendimi.Aklıma küçükken oynadığım oyuncaklar geldi , güldüm güldüm…Dolaşırken gözüme bir kitabı ilişti değinmeden gecemiyeceğim; İSTANBUL’UN NÂZIM PLANI.Eğer sizde benim gibi okumadıysanız vakit kaybetmeden okuyun ben en kısa zamanda alıp okuyacağım.

    Yazın sonu kışın başlangıcı sonbahar , BENİM YAĞMURLA YIKANIP RÜZGÂRLA DANS ETME VAKTİM ….

2 milyon dönüm yandı, ölü sayısı 65(YUNANNİSTAN YANIYOR)

Eylül 1, 2007

 

 Ülke tarihinin en büyük orman yangınıyla mücadele eden Yunanlı itfaiyeciler 9 gündür süregiden yangınların daha da yayılmasını önlemek için zamana karşı yarışıyor. Yangınlar önemli ölçüde kontrol altına alınsa da, tamamen sona ermiş değil.

65 kişinin öldüğü yangınlarda, 16 bin kişinin evsiz kaldığı, yaklaşık 2 milyon dönümlük alanın yandığı ve onbinlerce küçük ve büyük baş hayvanın telef olduğu bildiriliyor. (dahası…)

30 ağustos fotograf albümü

Ağustos 31, 2007

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz'u Afyon Kocatepe'den yönetiyorBaşkomutan Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz’u Afyon Kocatepe’den yönetiyor
(26 Ağustos 1922).

Erkekler cepheye gidince, cephe gerisi hizmetler kadınlara kalmıştı. Demir yollarının yapım, bakım ve onarımında köylü kadınlarımızın büyük hizmetleri dokunmuştur.Erkekler cepheye gidince, cephe gerisi hizmetler kadınlara kalmıştı. Demir yollarının yapım, bakım ve onarımında köylü kadınlarımızın büyük hizmetleri dokunmuştur.

kocatepe

 M.KEMAL PAŞA KOCATEPE’de

Büyük Taarruz

Ağustos 31, 2007

Büyük Taarruz


Daglarda tek tek
atesler yaniyordu.
Ve yildizlar öyle isiltili öyle ferahtilar ki
sayak kalpakli adam
nasil ve ne zaman gelecegini bilmeden
güzel, rahat günlere inaniyordu
ve gülen biyiklariyla duruyordu ki mavzerinin yaninda,
birden bire bes adim saginda onu gördü.
Pasalar onun arkasindaydilar.
O, saati sordu.
Pasalar `üç’ dediler.
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmakti.
Yürüdü uçurumun kenarina kadar,
egildi durdu.
Biraksalar
ince uzun bacaklari üstünde yaylanarak
ve karanlikta akan bir yildiz gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovasi’na atlayacakti.

Nazım Hikmet

(Yine gec kaldım farkındayım.Artık alısmıssınızdır.Bu siir kendimi affettirir sanırım.En basta büyük  önderimiz MUSTA KEMAL ATATÜRK OLMAK  ÜZERE  TÜM VATANI İÇİN SAVASMIS,KANINI AKITMIS HERKESİN RUHU ŞAD OLSUN,RAHAT UYUYUN …)

 ERHAN ALKAYA

HEP GEÇ KALANLARA

Ağustos 15, 2007

Bağışla

Ya zamanından çok önce gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken sevgiye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Sevgiye on kala ölüme beş

 AZİZ NESİN

Ali doğum günün kutlu olsun

Ağustos 15, 2007

   Bugün sevgili arkadasım(ve yeni patronumun hala paramı ödemedi utanmadan bide yazı istiyo :D ) ALİ ORHAN’ın dogum günü(ydü ben biraz gec kaldım),nice mutlu yıllara Ali iyiki varsın…

   Derken;Ne yaman bir çelişki oldugu geldi sonra aklıma, dogum günleri kutlanırken(gerci kutlamadı yada bana haber vermedi :D )diger taraftan olum yıldönümleri var.Bir tarafta yaşlandıgı için sevinenler,diger tarafta ölen kişinin arkasından  törenler,üzüntüler,gözyasları…

  Çok merak ediyorum ne zaman farkına varacagız aslında doğumun değil ölümün bir baslangıç olduğunu,sanırım farkına vardığımızda zaten çoktan ölmüş olacagız…

CAN YÜCEL’İN anısına…

Ağustos 15, 2007

Buluşmak Üzere Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım CAN YÜCEL (Can yücel’in ölümünün üstünden 8 koca yıl gecmis. Allah’tan rahmet dilemekten baska yapılacak bir sey yok.Nur içinde yatsın.Bir sairi nasıl yazarım dedim kendi kendime,en güzel siiriyle olacagını anladım…)