Eylül, 2007 için Arşiv

Sarı Çiçeğim

Eylül 27, 2007

SARI ÇİÇEĞİM…

Merhaba meyhaneci, ben geldim.

Ne o şaşırdın mı yalnızlığıma,Evet, gördüğün gibi yalnızım işte.

O mu, yok artık o bir daha da hiç gelmeyecek.

Sen masayı donat şöyle, rakısı bol olsun

Efkârım çok içesim geldi bu gece

Korkma sarhoş olup ortalığı dağıtmam.

Onun kim olduğunu soruyorsun değilmi?

Anlatırım hele biraz vakit ilerlesin de.

İlk tanışmamızdı. Sarı güllerden bir buket yollamıştım

,Birde isim takmıştım ona,Yellow Flover,

Sende mi tercüme edemedin yoksa?

Sarı çiçek, sarı çiçeğim..

Saçları meçliydi

Enseden yukarı doğru toplardı saçlarını

Bide Çingen küpeleri vardı

Hani şu iri halka olanlardan

Çok muhabbetimiz vardı be meyhaneci

Hangi birini anlatsam…..

Yalnızdı, sıkıntılıydı, çaresizdi,

Geçmişin ezikliği vardı benliğinde

Sıkıntılarından biri de kız kardeşiydi,

Kons olarak çalışırdı, malum yerlerde,

Bazen giderdim, içki söylerdim kendisine,

Parmağımı bile sürmezdim oturduğum sürece

Neden mi diye sorarsın be meyhaneci,

Neden olacak ki

Bilir tanırdı beni mekân sahipleri

Yalnız olmadığını hissetsin diye,

Biraz da nasihat ederdim dilim döndüğünce,

Duyuyor musun meyhaneci, keman sesini,

İnat ettim ağlamayacağım bu gece

Kıskandığım, sakındığım Mühür gözlüme…….

Evet gözlerim yine ıslandı, boğazım düğümlendi

Merak etme be meyhaneci

Asildir benim gözyaşım, içime akar

Ağlamamıştım hiç bu kadar

Onu severken de kaybederken de..

Seçmelerden Saçmalar, onun yanında türlü türlü saçmalıklar.

Eylül 25, 2007

Başım ağırıyor, hemde çok, aşırı, dayanılmaz! Sessiz ve derinden vuruyor karalarıma ağrılarımı barındıran denizin dalgaları. Tekbir canlı yok, bedenimin en turistik bölgelerinde bile. Yalnız kalmak zor olsa bile katlanmak zorunda olunduğuda bir gerçek, hatta gerçek ötesi bir durumdan da adaha öte. Yanlışlarla süslemektense,  doğru yalnızlıkları seçebilmeli diyor bazen insan. Hata, büyük hata,en büyük hata. Bütün bunların hiç birisi yada herbirisi, hata olarak nitelendirilemez aslında. Kimisine göre kavram daha da karmaşık, yaşamda yapılan en büyük hata, hiç hata yapmadığını düşünme gafletinde bulunmakmış oysa.

Yalanın bini bir para etmesinin yanısıra, doğru hisseler para etmez oldu, pazarda. Payı giderek azalan umut yerini hüzüne bıraktıkça, hatalı işlemler birbir artmaya başladıkça vede en önemli ki aslında çoğu güruh tarafınca önemi farkedilmemiştir. Taban yapmakta, huzurum ve şiddetim arttıkça, ayan beyan hatırlamakta oluyorum, eski sakin günlerimden birkaçını. Fazlası yasak, bana zararlı.

Ali ORHAN…

Punkların Sokak Yaşamı

Eylül 25, 2007

Merhaba arkadaşlar şimdi siz muzikte bu guncel yasam olayının ne işi var diceksiniz ama ben size anlatamaya başlıyayım sonra bana hak verirsiniz.Aslında olayın aslı şöyle:Punkların ortaya cıkışı 1975 lerde ingiltere deki ekonomik çöküşle işçi halkın ezilmesiyle ortaya cıkımıstır. Bu işçi halkın oğulları bi isyan içerisindeydiler.Herseye karsı bi isyan duzene, topluma, kurallara, yönetime her seye karsı çıkmıslardır.Punkın asıl felsefesi budur. Daha sonralarda punlar 3 notalı muzik terimlerinde müzik yapmaya basladılar.Müzikleri anlamsız kelimlerle ders vermeye bişeyler anlatmaya yönelikti.Bir çok punk gruplar kurulmaya başladı.Bu grupların basında Sex Pistols geliyodu. Punklar surekli sokakarlarındaki kucuk barlarda çıkıyolardı.Punk Felsefesi paraya karsı olduğu için hiç bir punk grubunun ünlü olma ve para kazanma gibi bi dertleri yoktur.Şu an gunumuzde bir cok punk grup vardır.Fakat bunların hepsi undergrad yani yer altında sokaklarda kaldıkları için hiç biri medya tarafınan bilinmemektedir.Bu nedenle insanlar punk yasamı punk muziği ve punklar hakkında hiç bir sey bilmemektedirler.Bu nedenle surekli punklara karsı insanlar öngörüşlüdurler. Öngörüşlü olmalarının sebeleri ise;punkların ilginç giyim tarzları değişik sac sitilleri ve sokak yasamlarıdan dolayıdır.Punkların görüşleri hiç bişeye kafalarına takmamaktır onlar sadece kendi aklından gecenleri ve istediklerini yaparlar.Yani bişey yaparlarken acaba insanlar ne dusunur diye bi kaideleri yoktur. Bu nedenle de insanlar arasında pek fazla sevilmezler.Zaten Türkiye de bu kadar çok dar görüşlü insan varken en zor punk olmak cunku surekli punklara karsı bi savas durumu vardır sokaklarda.Bu konu da gercekten Türkiyede bireysel demokrasi yoktur diyebilirim.İnsanlar sokaklarda istediği gibi dusunup gezemiyor.Bazen insanın punk olması bile gerekmiyo yani sadece kulağında bi veya bi kaç küpesi olsun insanlar için o kişi ya anarşist ya satanist yada ipnedir. İşte Türkiyenin sokaklarında bu gercekler yatıyor.Ama halen bu görüşler içerisinde binlerce insan dolasıyo bu sokaklarda.Punklar tüm bu onlara karsı yine sokaklarda işte punklar tam bu konuya göre unutulmaz bi sözü vardır: PUNK’S NOT DEAD.
Şimdi yazımın sonuna gelim arkadaşlar bnm istediğim punklara karsı bi ayrıcalık falan değildir.Benim istediğim sadece bu ülkede de bireysel demokrasi bireysel özgürlük olmasıdır.Sizden istediğim ise bu görüş cercevesi içinde yasamamız ve bu görüşü olabildiğince yayabilmemizdir.
Okuduğunuz ve yorum yazdığınız için şimdiden tesekkürler saygılarımla herkeze iyi yasamlar :D


Meme kanseri için yardım kampanyası

Eylül 24, 2007

Bu yazıyı kendi sitemde yayımlamamın umarım bu oluşum için az da olsa bir faydası olur. elimkolum’un blog’unda gördüğüm içeriği sosyal sayılabilecek bir kampanya. sizlerle paylaşmak istedim. Kampanya için çok güzel tasarımlar ortaya koymuşlar. Bu tasarımların Türkiye’den elde edilebilecek adresleri için elimkolum bir mail atmış cevap gelirse bizi bilgilendireceğinden eminim…

İşte o tasarımlardan bazıları.

Meme kanseri için yardım kampanyası..

Meme kanseri için yardım kampanyası..

Meme kanseri için yardım kampanyası..

Ne Dersiniz gayet hoş tasarımlar değil mi ;)

Daha fazla bilgi için;

spagat meme kanseri için yazmış olduğu yazıyı takip edebilirsiniz.

ve

elimkolum’un blogun daki gelişmeleri takip edebilirsiniz. Şimdilik benden bu kadar.

ÖMRÜMÜN SONBAHARI

Eylül 23, 2007

  Mevsimlerden en çok sonbaharı severim,bilmemki neden.Etraf yağmur çamur ,kapkaranlık; Gelin görün ki benim içim herzamankinden daha bir kıpır kıpır.Belki sonbahar da doğmus olmamdır yada yağmuru sevmem ,yalnızlıktan da hoslandığım söylenebilir.Haklısınız ağaçlar yapraklarını dökmeye basladımı sehrin üstüne kara kara bulutlar dolaşmaya basladımı insanın içi kararır.Ama ne ileyim ben başka bir severim sonbaharı ,her başlayan seyin bir sonu her biten şeyin de bir baslangıç olduğunu bildiğimdenmidir bilmem.

    Bügün yağmur vardı Bursa’da ,gecenin bir yarısı yürüme şansı buldum sokaklarında.Özlemişim,belli oda beni özlemiş.Dolaştım durdum demek isterdim ama malesef pek fazla uzun sürmedi kucaklaşmamız.Uzun zamandır ayrı fakat hiç ayrılmamış iki sevgilinin karşılasıp daha çok havadan sudan konuşması gibiydi.Dedim ya çok özlemişim.Ayrılırken o beni bırakmak istemedi kapının önünden ne yalan söyliyeyim ben onu hiç bırakmamıştım.

   Eve gelip oturdugumda bilgisayarımın başına uzun zamandır pek çok sey yapmadığım geldi aklıma.Dedimya sonbaharı cok severim; sonbahar benim  rüzgârla tüm şehri dolaştığım mevsimdir.İlk gazetelerin güncel haberlerine baktım ,sonra vazgeçtim herzamankinin biraz lacivertiydi nasıl olsa.Sonra Ali Poyrazoğlu  geldi aklıma ,gece köşeyazısını okuma fırsatım olmustu.Ben özür dilerim kendi adıma, utandım ,sıkıldım şimdiye kadar birkere bile tiyatrosuna gidip seyretmediğim gibi bir kitabını bile alıp okumadığım için.Derken televizyonda  Sunay Akın çıktı karşıma, oyuncak müzesinde buldum kendimi.Aklıma küçükken oynadığım oyuncaklar geldi , güldüm güldüm…Dolaşırken gözüme bir kitabı ilişti değinmeden gecemiyeceğim; İSTANBUL’UN NÂZIM PLANI.Eğer sizde benim gibi okumadıysanız vakit kaybetmeden okuyun ben en kısa zamanda alıp okuyacağım.

    Yazın sonu kışın başlangıcı sonbahar , BENİM YAĞMURLA YIKANIP RÜZGÂRLA DANS ETME VAKTİM ….

ARABESK’İN KİMLİĞİ

Eylül 20, 2007

ARABESK’İN  KİMLİĞİ

Evet bende sizlere arabeskin bir kimliğini çıkarsım. Umarım doğrudur.

Adı : Arabesk
Soyadı : Türk Müziği
Lakapları : Gecekondu ve Varoş müziği, Dolmuş müziği, Acılı müzik, İsyankar Müzik, Bunalım Müzik, Damar Müzik, Baba Müzik
Doğum Tarihi : 1960′ lı yılların başı
Anne Adı : Anadolu İnsanı
Baba Adı : Türk Halkı
Tabiyeti : Türkiye
Kurucuları : Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel

BABALAR : Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Cengiz Kurtoğlu,
UNUTULMAYANLAR : Nuri Sesigüzel, Gökhan Güney, Selami Şahin, Hakkı Bulut, Çoşkun Sabah, Arif Susam, Kahtalı, Cavit Karabey…
KRALİÇELER : Bergen, Kibariye, Tüdanya, Mine Koşan, Neşe ve Gülden Karaböcek, Güllü, Ebru Yaşar, Bülent Ersoy, Ceylan… GELECEĞİN BABALAR : Mahsun Kırmızıgül, Hakan Taşıyan, Alişan, Alihan, Özcan Deniz, Azer Bülbül, İbrahim Erkal…: KÜÇÜKLER : Küçük Onur, Küçük İbo…

ARABESK  TERİMLERİ
Baba : En çok sevilen, Delikanlı ve ağırbaşlı, yardımsever, reklamı sevmeyen arabesk sanatçısı
Damar : En acılı sözlerin ve müziğin bulunduğu arabesk şarkı. Dinledikçe kişiyi kendinden geçiren şarkılar.
Kader ve çile : Önüne geçilmesinin çok zor olduğu, kabullenmenin ise olmadığı mücadele kaynağı
Fantezi : Soft arabesk. Gerek konuları gerekse meledoleri daha yumuşak arabesk şarkılar.
Zalimler : Kader, Ağa, Parasızlık, Zengin kız babası, kızını vermeyen baba, Töre, Aldatanlar, mahpusluk
Mapushane : Çilenin olgunlaştığı, saçları ağartılan yer, kader oyunu
Akşamlar : Hasretlik,
Geceler : Hasretlik, İsyan, Yalnızlık, Kirlenme
Sabah : Hiç Olmaz
Ölüm : Sevgili uğruna, İsyanın sonu, çözümsüzlük, Vatan uğruna, Anne Baba Kardeşler uğruna
Aşk : En yoğun yaşanan duygular, Kavuşamama, hasretlik, Acı kaynağı
İsyan : Haksızlığa, Aldatılmışlığa, Zalimlere, Zulümlere, Vicdansızlara, Aşklara
Jilet : Olmaması gerekir.Müslüm Gürses
Efkar : Onsuz akşamlar olmaz

ARABESK NEDİR??? ARABESK TARİHİ VE MÜZİK OLARAK ARABESK NEDİR??

Eylül 20, 2007

ARABESK NEDİR???

Arabesk’ in tanımını Entelektüeller gibi makro ve micro açıdan ele almayacağız ama yinede siz arabesk severlere çok yönlü elimden geldiğince tanımlamaya ve açıklamaya çalışacağım. Bizim bildiğimiz manada Arabesk müzik stili olarak ele almamız hata olur. Çünkü arabesk kavramı çok önceden çıkmış bir kavramdır. Arabesk kavramını daha önce belirttiğim gibi sanatsal boyutu haricinde sosyolojik ve tarihsel açıdan ele almamız gerekir. Arabesk kavramı sadece ülkemize ait değil işin bir de evrensel boyutu vardır.
Sanatsal Tanımlar:
Evrensel olarak ; Sanatta bir stildir. Bu stil; mimariden süsleme sanatına kadar adlandırılabilen bir stildir. Sanat tarihçileri ve sanatın geniş yönleri ile ilgilenenler bilirler. Daha ziyade süslemele sanatında görülen ; içinde bir çok renk ve modellemenin bulunduğu, yinelenmenin çok olduğu daha ziyade Şark ve Ortadoğu’da gelişmiş bir stildir. Örn. Arabesk motifler, arabesk figürler…
Mimari süslemelerin yanı sıra bir çok sanatın dalında arabesk figürler kullanılmıştır. Evet süsleme sanatın haricinde Arabesk kavramı müzikte de etkisini göstermiştir.
Arabesk kültürün doğuşu ve gelişimi arabesk müzik ile paralel, birbirinden ayrılamaz orantılarda olmuştur. 1950′ li yılların sonlarında Nuri Sesigüzel ile başlayan ama Orhan Gencebay ile asıl anlamı kazanan arabesk müzik daha sonraki yıllarda Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Hakkı Bulut, Gökhan Güney ile doruğa ulaşmıştır.
Arabesk Müzik bir Türk müziğidir diyorum. Gerçi karşı düşüncede olanlar benim yazdıklarım için sen bir müzik otoritesimisin diyecekler. Hayır ama hür düşüncenin ve araştırmanın sonucunda edindiğim bilgileri yansıtmak isteyen ve bu müziği seven bir kişiyim. Ülkemiz insanın ve hatta ülke dışında yaşayan soydaşlar ve yabancı insanların bir çoğu Arabesk müziği dinlemekte sevmektedir. Ülkemizin %90′ ına yakını dinlemektedir. Bir kısım çevrece sürekli aşağılanmış; yok sanatsal değeri olmayan yok cahil insanların dinlediği müzikmiş yok bu müzik insanı karamsarlığa ve bunalıma itermiş vb…. bir çok örnek verebiliriz.
Orhan Babanın arabesk müziğinin doğuşu ve gelişiminde en büyük otorite diyebiliriz. Yapılan bu müziğin tartışmaları onunla başlamıştır. Halkımız çok çabuk benimsemiştir. O dönemlerde türküler ve klasik Türk müziği revaçta idi. Taşralar Türk Halk müziği ile mutlu olurken kentlerde Türk Sanat müziği revaçta idi
Rock müziğidünyayı sarsarken Türkiye’ de de etkisi görülmüştür. Ama pop ve jazz müzikte olduğu gibi bu müzikte Anadolu halkına uzaktı. Batı hayranlığı içinde yaşayan kişilerce bu müzik yayılmaya çalışılmıştır. Bazı sanatçılarımız ise Anadolu Rock müziği altında bu müziği azda olsa sevdirmişlerdir. Hatta Anadolu halkıda çok sevmiştir. Özellikle Barış Manço, Erkin Koray, Moğollar… Ama büyükşehirlere göçen halkımızın duygularını da tam olarak ifade etmekten uzak kalmışlardır.
Gecekondudan yaşayan halkın ezilmişliği, aşkları, feaodal yapının kurbanlarını ifade eden bir protest müzik doğmuştur. Arabesk müzik. Kısa zamanda gerek Anadoluda gerekse Büyükşehirlerde yaşayan düşük gelirli aileler tarafından sevilmiştir. Hayatın haksızlığına bazen kaderci bir tutum bazende çözüm getirecek konular ile yapılan şarkılar halkımızın duygularının rehberi olmuştur. Herşeyden önce Türkiye’ de doğmuş ve Türkiye’ nin aynası olmuştur. Yaşanan duygulardan beslenmiş taki günümüze kadar gelmiştir. Artık yaşam tarzı olmakla beraber müzik tarzı olarakta bazı otoritelerce ne kadar istenilmesede kendini kabul ettirmiştir.
Bireylere indirgediğimiz de kimi aşkını bulmuş kimisi ekonomik yetersizliği verdiği çile dolu hayatlarını bulmuşlardır. Halk müziği ile Sanat müziği arasında çok sesli protest tarzda bir Türk Müziğidir. Amerika’ da doğan Rock müziği nasıl onlara göre protest müzik ise Arabesk müzik ise Türkiye’ de gelişen çok sesli protest bir olmuştur. Eserlerdeki konular çoğu zaman değişik olsada çıkış kaynağı olarak bir benzerlik kurabiliriz.
Altmışlı yılların sonunda Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel ile başlayan arabesk müzik Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses İbrahim Tatlıses ile tüm yurtta en çok dinlenen müzik olmuştur. Yetmiş yıllar Arabeskin yayılma yılları olarak değerlendirirsek, 80′ li yılların başlarında ise Arabesk Müziğin en dorukta olduğu zamanlardır. Bir çok pop, rock ve sanat müziği sanatçıları piyasa koşullarına uymak için ya tam arabesk kaset yapmışlar yada üç beş arabesk şarkı albümlerine ilave etmişlerdir. 80′ li yılların sonu ve 90′ lı yılların başlarında Arabesk müziğe ilgi azalırken pop müziği patlama yapmıştır. Yine de arabesk Müziği kadar dinleyeci kitlesine ulaşamamıştır

ferdi tayfurhuseyin altınibrahim tatlısesmuslum gursesnuri sesigüzelorhan gencebay

Yavaş Yavaş WordPress 2.3 Kararlı sürüme yaklaşıyoruz…

Eylül 19, 2007

Yaklaşık bir saat kadar önce,  wordpress-tr’den ELOY tarafından verilen habere göre. WordPress 2.3 RC1 release candidate sürümü yayınlanmış.

Bakalım 2.2 serisinden sonra bizi neler bekliyor olacak. Umarım, iyinin daha iyisiyle karşımıza çıkarlar. Tamam kabul ediyorum WordPress süper ultra lüx bir blog scripti değil ama, şuda bir gerçek daha iyisi yapılana kadar en iyisi wordpress. (Gerçi blogger’da var ama neyse)

ELOY’un Dediğine Göre, bu sürüm etiket sistemi üzerine gelecekmiş ve final tarihi olarakta 24 Eylül deniliyormuş. Dediğim gibi, wordpress’den 2.3 te çok şeyler bekliyoruz. O’da beklentimizin karşılığını verecektir elbet. Kararlı sürüme geçtikten sonra da aliorhan.com’u wordpress 2.3′e yükseltirim sonrası oh ne ala :)

bakalım sürüm yükseltirken bir veya bir kaç problem ile karşılaşacakmıyız. Umarım karşılaşmayız da bu sürüm yükseltmeyi kazasız belasız atlatırız :)

Gelelim, wordpress 2.3 RC1′i nereden indireceğimize; gerçi hemen hemen herkes biliyordur ama ben yine de bir tekrar da fayda görüyorum. WordPress 2.3 RC1′i Buradaki bağlantıyı  kullanarak indirebilirsiniz. Kolay gelsin iyi bloglamalar…

LOST (hayır özet yazmıyacağım)

Eylül 19, 2007

lost sezon 2 bölüm 1 de kalmıştım üzgünüm ama artık devam etmiyecegim. patronum olan aliorhan’dan henüz maas alamadıgım için yazmıyorum kardeşim :D şaka şaka ; amacım az sonra vsvs gibi seylerle sizleri oyalamak degil aksine yazmamaın nedeni sizlere diziyi seyrettirebilmek. mutlaka ama mutlaka seyredin.bana hak vereceksiniz. ilk baslarda özet fikri aklıma yatmıstı o yuzden baslamıstım fakat sezon bölümleri bittikce hiçte akıllıca bir fikir gibi gelmedi.bölümler arası bir baglantı yok.bu yüzden benim anlattıklarım arasındada bir baglantı olusmayacagı için ne anlattıgımın da bir anlamı olmayacak tıpkı şımdi oldugu gibi :P film arşivinize mutlaka ekleyin.diziyi ceken yönetmeninden senaristine oyuncusundan setcisine kadar hepsinin emegine saglık mükemmel .baska söz bulamıyorum. sezon 3 bilmem kacıncı bölüm : 815 sefer sayılı Oceanic ucagı düştü ,parcaları bulundu ve kurtulan olmadı!!! hadi buyur burdan yak :p

Tema Değiştiremiyorum, Üstüne de kardeşim gitti Tam oldu:)

Eylül 18, 2007

Merhabalar, tuhaf hatta sinir bozucu bir durumla karşı karşıyayım yardıma ihtiyacım olacak gibi ama biraz daha kendim uğraşmak istiyorum. Sonuçta imkansız diye birşey olmaması lazım. Tuhaf olan şu ki, bir kaç gündür tema değiştirmeye çalışıyorum ve fakat nafile. Local de sorunsuz çalışan tema host’a düşünce tık yok. Ya yan menüsü alta gidiyor, yada bazı fonksiyonları çalışmıyor. uğraşıyorum uğraşıyorum sonuç sıfır. Ama çözeceğim inat yaptım. Eninde sonunda bu işi çözüp en kısa zamanda yeni temam ile sizlere merhaba diyeceğim.

Şimdi uyku vakti, ama annem gelmeden de uyumak istemiyorum. Bu da çok tuhaf birşey daha gideli 24 saat olmadı özlemeye başladım. Hem annemi hemde kardeşimi. Alışkanlık buna dense gerek. Efenim kardeşimi ankaraya üniversiteye gönderdik dün akşam, annem de onunla birlikte gitti. Annem dönecek dönmesine ama, kardeşim bir süre daha orada. Artık bayramlarda neyim görüşürüz.

Neyse işte umarım sağ sağlim okulunu bitirir de gelir. Ben ve ailem rahat bir nefes alırız. Malum son zamanlarda Ankara karışık.Hadi hayırlısı…