SARI ÇİÇEĞİM…
Merhaba meyhaneci, ben geldim.
Ne o şaşırdın mı yalnızlığıma,Evet, gördüğün gibi yalnızım işte.
O mu, yok artık o bir daha da hiç gelmeyecek.
Sen masayı donat şöyle, rakısı bol olsun
Efkârım çok içesim geldi bu gece
Korkma sarhoş olup ortalığı dağıtmam.
Onun kim olduğunu soruyorsun değilmi?
Anlatırım hele biraz vakit ilerlesin de.
İlk tanışmamızdı. Sarı güllerden bir buket yollamıştım
,Birde isim takmıştım ona,Yellow Flover,
Sende mi tercüme edemedin yoksa?
Sarı çiçek, sarı çiçeğim..
Saçları meçliydi
Enseden yukarı doğru toplardı saçlarını
Bide Çingen küpeleri vardı
Hani şu iri halka olanlardan
Çok muhabbetimiz vardı be meyhaneci
Hangi birini anlatsam…..
Yalnızdı, sıkıntılıydı, çaresizdi,
Geçmişin ezikliği vardı benliğinde
Sıkıntılarından biri de kız kardeşiydi,
Kons olarak çalışırdı, malum yerlerde,
Bazen giderdim, içki söylerdim kendisine,
Parmağımı bile sürmezdim oturduğum sürece
Neden mi diye sorarsın be meyhaneci,
Neden olacak ki
Bilir tanırdı beni mekân sahipleri
Yalnız olmadığını hissetsin diye,
Biraz da nasihat ederdim dilim döndüğünce,
Duyuyor musun meyhaneci, keman sesini,
İnat ettim ağlamayacağım bu gece
Kıskandığım, sakındığım Mühür gözlüme…….
Evet gözlerim yine ıslandı, boğazım düğümlendi
Merak etme be meyhaneci
Asildir benim gözyaşım, içime akar
Ağlamamıştım hiç bu kadar
Onu severken de kaybederken de..


